20 Ekim 2014 Pazartesi
Sosyal Medyada "Vanilla Ice" Kuralı
Son dönemde sık sık sosyal medya içerikleriyle ilgili bir kuraldan bahsediliyor: "Vanilla Ice Rule"
Kuralın oldukça sağlam bir sloganı da var: "Less is more"
Kural kısaca diyor ki; Onlarca küçük içerikle tek tek uğraşıp boğulmaktansa, tek bir hit içeriğe daha fazla yatırım yapın.
Gün içerisinde pek çok gelişmeyi takip eden marka yöneticileri bir taraftan da çeşitli sosyal ağlarda yayınladıkları içeriklerden tatmin edici sonuçlar almaya çalışıyorlar. Ancak bu gün geçtikçe zorlaşıyor. Oysa bu işi gerçekten hakkını vererek yapan ve çok iyi sonuçlar alan markaları incelediğimizde, gördüğümüz bizi hep "Vanilla Ice" kuralına götürüyor: "Büyük bir hit içeriğe yatırım yapmak."
Kuralı aşağıdaki gibi maddeleyebiliriz:
1- Sosyal medyaya ayrılan zamanın % 80'ini büyük bir hit içerik yaratmaya ve bu içeriği desteklemeye ayırmak şart.
2- Hit içeriğin altını doldurmak çok önemli. "Altında mutlaka stratejinizle paralel sağlam bir duruş olmalı" diyor uzmanlar.
3- İçerik belirlendikten sonra, içeriğinize yatırım yapın. Her fırsatta içeriğinizden alıntı yapın, içeriğinizi tanıtın ve vurgulayın.
Örneğin, markanız bir parti veya etkinlik düzenliyorsa bu sizin "hit" içeriğiniz olabilir. Etkinliği parlatın, etkinlikte olan bitenleri dilimler halinde paylaşın, alıntılar yapın. Yani hit içeriğinizi olabildiğince parlatın.
16 Ekim 2014 Perşembe
Matematik Mi Tasarım Mı?

Spotify'ın başarısına bakacak olursak, özellikle diziler ve programların takipçilerini çok iyi gözlemleyerek takipçi gündemini göz önünde bulundurmaları, hızlı karar almaları ve fırsatı değerlendirmeleri önemliydi.
Benzer şekilde daha önce Monitera olarak, Muhteşem Yüzyıl'da Pargalı'nın ölüm sahnesi için yaptığımız detaylı analizi burada inceleyebilirsiniz. Yine yönetici ortağımız Metin Kahraman'ın Webrazzi Dijital 2013'te "Sosyal Medyada TV Reytingleri" adlı sunumunu aşağıdan görüntüleyebilir veya sunuma buradan ulaşabilirsiniz.
Grafikleştirmeye değer bulunan verileri sadece grafiğe dökmekle kalmamalı, matematikle tasarımı ve pazarlamayı birleştirerek görsel hikayeler yaratılmalı. Eğer bu tür verilere sahipseniz, süreç çok basit:
Veriyi toparla -> Görselleştir -> Hikayeleştir -> Paylaş
15 Nisan 2014 Salı
Nereden Nereye: Selfie!
Selfie, wikipedia’da "tek elde cep telefonu ile çekilen, kişiye ait portre fotoğrafı” olarak tanımlanıyor.
Geçtiğimiz yıl içerisinde ciddi anlamda patlama gösteren selfie aslında 13 Eylül 2002 yılında Avustralya’da bir online forumda görüldü. Ardından 2005’te Jim Krause tarafından terimselleştirildi.
Selfie, 2006 - 2009 arasında myspace’de yaygınlaştı. “Selfie" o dönemde banyo aynası karşısında çekilen portre fotoğraflarken, 2009’da flickr’da genç kızların sürekli ve çok sayıda çektikleri kendilerine ait fotoğraflar için kullanılmaya başlandı.
2012’de Time dergisi “selfie”yi yılın yükselişte olan 10 kelimesinden biri olarak tanımladı.
2013’e gelindiğinde selfie’nin anavatanı ve kelime kökeni kabul edilen Avustralya’da 18-35 yaş arası kadınların 2/3’ünün facebooka yüklemek amacıyla selfie çektikleri ortaya çıktı. Bu araştırmaya bir katkı da Samsung’tan geldi: “18-24 yaş arası gençlerin çektiği fotoğrafların % 30’u selfie!” Yılın sonuna doğru “selfie” Oxford Sözlüğe girdi ve yılın kelimesi ilan edildi.
Facebook kullanıcılarının selfie'leri incelenerek oluşturulan bir raporda, “selfie” kitlesinin dış dünyada yeterli takdir toplayacak sosyal desteğe sahip olamadığı iddia edildi. Selfie’lerin yaygın paylaşıldığı Snapchat’te ise gereğinden fazla seksi veya narsistik çekilen selfilelere karşı, kasten çirkin çekilen selfie akımı başladı.
"Kasten çirkin selfie" akımının bir kolu da feministler tarafından #365feministselfie etiketi ile flickr’da başlayan kampanya. Her gün mutlaka 1 selfie’nin paylaşıldığı kampanyada "yeterince sexy, güzel ve ince kadın” algısına karşı "bireysel ve sıradışı kadın” algısı iletiliyor. Feminist selfielere bir destek de Telegraph yorumcusu Emma Barnett’dan geldi. Barnett, sex objesi olarak görülen kadının, sexy selfielerle daha da pekiştirildiğini savunuyor.
2014’ün henüz başlarında Sochi Kış Olimpiyatları’nın da trendi yine selfie idi. #selfiegame ve #selfieolympics hashtagleri ile “Selfie Olympics” temalı selfieler twitterda ciddi hacimlere eriştiler.
Ancak selfie’nin big bang’i 2 Mart 2014’te düzenlenen 86. Akademi Ödülleri’nde gerçekleşti. Meryl Streep’in 18. defa aday gösterilmesinin şerefine, sunucu Ellen DeGeneres canlı yayında 12 ünlü ile birlikte gecenin sponsorlarından Samsung ile bir selfie çekti. Söz konusu selfie, 1 saat içerisinde 1.8 milyon RT alarak rekor kırdı ve hala en fazla paylaşılan twitter görseli oldu.
Müzik dünyasına çoktan damgasını vuran selfie, son bir vuruş daha yaptı ve The Chainsmokers grubu “#SELFIE” adlı bir single çıkarttı.
Dünya selfie trendiyle kavrulurken, siyasiler de bu modaya uydular. Bu alanda en fazla tartışılan selfie’nin sahibi tabii ki Mandela’nin cenaze töreninde Danimarka Başbakanı Schmidt ile gülümseyen bir selfie çeken Obama oldu. Mandela’nın anısı yerine, selfie’ye odaklanan Obama yalnızca basının değil eşinin de tepkisini çekti. Cenaze töreninde çekilen selfie’leri yayınlayan bir blog ise bu durumun ardından “ Obama da cenaze selfie’si çektiğine göre, hedefimize ulaştık”mesajı yayınladı.
Dijitale hemen ayak uyduran bir ülke olarak elbette bizde de selfie kullanan siyasileri anmadan geçmek istemedik. Selfie’leri ile çok konuşulan siyasilerimizden dördü: Mansur Yavaş, Kemal Kılıçdaroğlu, Hüseyin Çiçek ve Melih Gökçek :)
Hızla yükselen selfie, yerküreyi aşıp, astronotlarla birlikte uzaya da erişti. Astronotlar, teknoloji ile kendilerini uzayda görüntüleyerek “space selfie” çektiler.
Online dünyanın değişmeyen trendi "kediler" de elbette selfie dünyasında yerlerini aldılar. Kapanış görselimiz de, Monitera ofisinin kedileri Tera ve Bekir'in çektiği selfie olsun.
İşte 2002’de ortaya çıkan ve son yılların yükselen trendi haline gelen “selfie” ve hikayesi. Partilerden cenazelere kadar her yerde, siyasilerden ve ünlülerden sıradan insanlara kadar herkes tarafından çekilip paylaşılan #selfie ler elbette markaların da hayatlarında önemli yer tutuyor. Bir sonraki yazının konusunu da verelim o halde: "markalar ve #selfie’leri"
yazan: Burcu Edincik
19 Şubat 2014 Çarşamba
Şehzade Mustafa Mı Yoksa Pargalı Mı?
12 Şubat Çarşamba günü sosyal medya Şehzade Mustafa'nın katledilmesiyle çalkalandı.
Sabah erken saatlerde oldukça durgun seyreden içerikler, 11-12 saatleri arasında artış gösterdi. Bu kısa dalgalanmada en çok dikkat çeken içerik “@tOuNeLa: Şehzade Mustafa'nın katledileceği gün, Hürrem anne olmuş; ilahi ironi...” oldu. Bu kısa dalgalanmanın ardından 18'e kadar fırtına öncesi sessizlik görüldü.
Dizinin özetinin başlamasıyla içerikler 3000 civarlarına yükseldi. Bu bölümde 23-23:59 arasında, yani katlin gerçekleştiği sahneyi kapsayan aralıkta toplam 41390 tweet atıldı. Takip eden saatte ise 36163 tweet atıldı.
Gün boyunca Mehmet Günsur ve Halit Ergenç'in oyunculuklarına övgülerin yanı sıra, tarihi gerçekler ve mizahi içerikler en fazla paylaşılan içerik tipleri olarak karşımızda çıktı.
Aşağıda her saatin en fazla dikkat çeken içeriğini ve içerik seyrini görebilirsiniz.
Daha önce de Pargalı ibrahim'in ölüm sahnesinde atılan tweetleri inceleyip, bazı verileri Webrazzi Dijital sunumumuzda paylaşmıştık.
Pargalı'nın ölüm sahnesi 4 dakika sürmüştü ve bu sahnenin yayını sırasında 2600 tweet atılmıştı. Şehzade Mustafa'nın ölüm sahnesi ise 6 dakika sürdü ve bu sahne sırasında kullanıcılar 9400 tweet attılar.
Diziden sonraki 24 saat boyunca süren etki,dizi günü kadar olmasa da özellikle 08-20 arasında saatte ortalama 2300 tweet olarak devam etti. İlk günün dikkat çeken tweetlerine ek olarak, en fazla paylaşım alan içerik kaynağı Hürriyet gazetesi olan "Şehzade Mustafa Türbesi'nin yoğun ziyaret alması" ile ilgili haberdi.
Sabah erken saatlerde oldukça durgun seyreden içerikler, 11-12 saatleri arasında artış gösterdi. Bu kısa dalgalanmada en çok dikkat çeken içerik “@tOuNeLa: Şehzade Mustafa'nın katledileceği gün, Hürrem anne olmuş; ilahi ironi...” oldu. Bu kısa dalgalanmanın ardından 18'e kadar fırtına öncesi sessizlik görüldü.
Dizinin özetinin başlamasıyla içerikler 3000 civarlarına yükseldi. Bu bölümde 23-23:59 arasında, yani katlin gerçekleştiği sahneyi kapsayan aralıkta toplam 41390 tweet atıldı. Takip eden saatte ise 36163 tweet atıldı.
Gün boyunca Mehmet Günsur ve Halit Ergenç'in oyunculuklarına övgülerin yanı sıra, tarihi gerçekler ve mizahi içerikler en fazla paylaşılan içerik tipleri olarak karşımızda çıktı.
Aşağıda her saatin en fazla dikkat çeken içeriğini ve içerik seyrini görebilirsiniz.
Daha önce de Pargalı ibrahim'in ölüm sahnesinde atılan tweetleri inceleyip, bazı verileri Webrazzi Dijital sunumumuzda paylaşmıştık.
Pargalı'nın ölüm sahnesi 4 dakika sürmüştü ve bu sahnenin yayını sırasında 2600 tweet atılmıştı. Şehzade Mustafa'nın ölüm sahnesi ise 6 dakika sürdü ve bu sahne sırasında kullanıcılar 9400 tweet attılar.
Diziden sonraki 24 saat boyunca süren etki,dizi günü kadar olmasa da özellikle 08-20 arasında saatte ortalama 2300 tweet olarak devam etti. İlk günün dikkat çeken tweetlerine ek olarak, en fazla paylaşım alan içerik kaynağı Hürriyet gazetesi olan "Şehzade Mustafa Türbesi'nin yoğun ziyaret alması" ile ilgili haberdi.
17 Şubat 2014 Pazartesi
Dünya Kediler Günü
Ofisimizde 4 kedimiz var. E haliyle Dünya Kediler Günü'nü ıslak mamayla kutluyoruz!
Fırsat bu fırsat diyerek, henüz ofisimize gelmemiş olanlarla kedilerimizi tanıştıralım dedik.
İşte bizimkiler:
* MONİ: 2 yaşında dişi British shorthair kırması. Kül grisi bol tüyleri ile dikkat çeker.
Ofise nasıl geldi? Moni, ofisimizin alt katındaki atölyenin kedisiydi. Bir akşam atölyenin kediciği bizim ofiste unutup, kapıları kapatmasıyla kendisini bizim kata transfer etme teklifinde bulunduk. Zaten pek de ilgi görmediğinden, kimse itiraz etmedi.
İsmi nerden geliyor? İsmini de çok yaratıcı şekilde Monitera'nın Moni'sinden aldı :)
Kişiliği: "prenses"
Ofis halkının Moni'ye davranışları da bu şekilde. Maması ayrı yerde verilir,diğerleri mamasına saldırmasın diye özellikle başında beklenir. Bütün ofisin ve ofis ziyaretçilerinin sevgilisi.
En sevdiği aktiviteler: Patron masasında uyumak ve toplantılara eşlik etmek.
En sevdiği oyuncak: lazer
En fazla görüldüğü yer: Patron odası
Ofisteki favori insanı Metin Kahraman.
* TERA: 7 aylık erkek tekir. Minyon tipi ve komk suratı ile dikkat çeker.
Ofise nasıl geldi? Tera, Gezi olaylarında diğer kardeşleri ile birlikte gazlanan bir sokaktan kurtarıldı.
İsmi nerden geliyor? İsmini yine çok yaratıcı şekilde Monitera'nın Tera'sından aldı :)
Kişiliği: "copycat" . Sürekli Moni'yi kopyalayan hareketleri, yaramazlığı ve bu aralar en çok ergen tavırları ile dikkat çekiyor. Küçüklüğünden beri kendisini temizleyememesi de cabası :)
En sevdiği aktiviteler: Moni gibi uyumak,diğer kedilerin üstüne atlamak ve kendisini insanların önünde yere atmak
En sevdiği oyuncak: lazer
En fazla görüldüğü yer: teras ve patron odası (Moni ordaysa)
Ofisteki favori insanı Şafak Örgüç.
* TEKİR: 8 aylık erkek tekir. Bıyıkları ve kaşları ile dikkat çeker.
Ofise nasıl geldi? Tekir, Gezi olaylarında diğer kardeşleri ile birlikte gazlanan bir sokaktan kurtarıldı.
İsmi nerden geliyor? Tekirliğinden :) (Bekir'den farkı pati uçlarında beyazlarının olması)
Kişiliği: "Şömine önü kedisi" Ofisin en sevgi dolu ve en sakin kedisi. Sürekli kucakta, koltuk arkasında oturmak, sevilmek ve ilgi görmek ister. Ofise şömine taktırıp, önüne bir minder atsak ordan hiç kalkıp dolaşmayabilir.
En sevdiği aktiviteler: Uyuklamak
En fazla görüldüğü yer: Account ekibinin masası
En sevdiği oyuncak: lazer, peluş fare
Ofisteki favori insanı: Sinem Isıyel.
* BEKİR: 8 aylık erkek siyah tekir. 180 derece yatabilen kulakları ile dikkat çeker.
Ofise nasıl geldi? Bekir, Gezi olaylarında diğer kardeşleri ile birlikte gazlanan bir sokaktan kurtarıldı.
İsmi nerden geliyor? Tekirle kafiyeli olmasından :)
Kişiliği: "Ağır abi" Ofisin en mıncırılarak sevilebilen, en bezgin kedisi. Sakin, kendisinden emin ve ağırbaşlı.
En sevdiği aktiviteler: Uyuklamak, sinek kovalamak, arı ısırmak
En fazla görüldüğü yer: Yazılım + strateji ekibinin masası
En sevdiği oyuncak: lazer, plastik küçük top
Ofisteki favori insanı: Seçkin Şimşek, Burcu Edincik.
Fırsat bu fırsat diyerek, henüz ofisimize gelmemiş olanlarla kedilerimizi tanıştıralım dedik.
İşte bizimkiler:
* MONİ: 2 yaşında dişi British shorthair kırması. Kül grisi bol tüyleri ile dikkat çeker.
Ofise nasıl geldi? Moni, ofisimizin alt katındaki atölyenin kedisiydi. Bir akşam atölyenin kediciği bizim ofiste unutup, kapıları kapatmasıyla kendisini bizim kata transfer etme teklifinde bulunduk. Zaten pek de ilgi görmediğinden, kimse itiraz etmedi.
İsmi nerden geliyor? İsmini de çok yaratıcı şekilde Monitera'nın Moni'sinden aldı :)
Kişiliği: "prenses"
Ofis halkının Moni'ye davranışları da bu şekilde. Maması ayrı yerde verilir,diğerleri mamasına saldırmasın diye özellikle başında beklenir. Bütün ofisin ve ofis ziyaretçilerinin sevgilisi.
En sevdiği aktiviteler: Patron masasında uyumak ve toplantılara eşlik etmek.
En sevdiği oyuncak: lazer
En fazla görüldüğü yer: Patron odası
Ofisteki favori insanı Metin Kahraman.
* TERA: 7 aylık erkek tekir. Minyon tipi ve komk suratı ile dikkat çeker.
Ofise nasıl geldi? Tera, Gezi olaylarında diğer kardeşleri ile birlikte gazlanan bir sokaktan kurtarıldı.
İsmi nerden geliyor? İsmini yine çok yaratıcı şekilde Monitera'nın Tera'sından aldı :)
Kişiliği: "copycat" . Sürekli Moni'yi kopyalayan hareketleri, yaramazlığı ve bu aralar en çok ergen tavırları ile dikkat çekiyor. Küçüklüğünden beri kendisini temizleyememesi de cabası :)
En sevdiği aktiviteler: Moni gibi uyumak,diğer kedilerin üstüne atlamak ve kendisini insanların önünde yere atmak
En sevdiği oyuncak: lazer
En fazla görüldüğü yer: teras ve patron odası (Moni ordaysa)
Ofisteki favori insanı Şafak Örgüç.
* TEKİR: 8 aylık erkek tekir. Bıyıkları ve kaşları ile dikkat çeker.
Ofise nasıl geldi? Tekir, Gezi olaylarında diğer kardeşleri ile birlikte gazlanan bir sokaktan kurtarıldı.
İsmi nerden geliyor? Tekirliğinden :) (Bekir'den farkı pati uçlarında beyazlarının olması)
Kişiliği: "Şömine önü kedisi" Ofisin en sevgi dolu ve en sakin kedisi. Sürekli kucakta, koltuk arkasında oturmak, sevilmek ve ilgi görmek ister. Ofise şömine taktırıp, önüne bir minder atsak ordan hiç kalkıp dolaşmayabilir.
En sevdiği aktiviteler: Uyuklamak
En fazla görüldüğü yer: Account ekibinin masası
En sevdiği oyuncak: lazer, peluş fare
Ofisteki favori insanı: Sinem Isıyel.
* BEKİR: 8 aylık erkek siyah tekir. 180 derece yatabilen kulakları ile dikkat çeker.
Ofise nasıl geldi? Bekir, Gezi olaylarında diğer kardeşleri ile birlikte gazlanan bir sokaktan kurtarıldı.
İsmi nerden geliyor? Tekirle kafiyeli olmasından :)
Kişiliği: "Ağır abi" Ofisin en mıncırılarak sevilebilen, en bezgin kedisi. Sakin, kendisinden emin ve ağırbaşlı.
En sevdiği aktiviteler: Uyuklamak, sinek kovalamak, arı ısırmak
En fazla görüldüğü yer: Yazılım + strateji ekibinin masası
En sevdiği oyuncak: lazer, plastik küçük top
Ofisteki favori insanı: Seçkin Şimşek, Burcu Edincik.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

















